ERZİNCAN TAB ARAMA ÇALIŞTAYI KAPANIŞ OTURUMU

SORU 1- Prof. Dr. Bülent GÜMÜŞEL- Erzincan’ın tıbbi ve aromatik bitki potansiyelini nasıl buluyorsunuz, bu bitkiler içerisinde hangilerine odaklanmalıyız?

Prof. Dr. İbrahim DEMİRTAŞ- Bitki çeşitliliği Erzincan’da çok fazla, evet doğru bir alan TAB ‘ a odaklanmalıyız, hangi bitkiyle devam etmek değil de araştırma merkezi daha canlı tutulup genel olarak tek bir bitki ile çalışmaktansa farklı bitkiler üzerinde çalışılmalıdır. Artılarımız nelerdir? Floramızın geniş olması ve botanik bahçelerimizin yeterli sayıda olmasıdır. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru çalışmayı yapmak önemlidir. Bu konuda tıp Fakültesinin de desteğinin olması çok önemlidir. Ayrıca in vivo ve klinik çalışmalar çok uzun zaman almaktadır. Dolayısıyla biran evvel çalışmalara başlanmalıdır.

Prof. Dr. Neşet ARSLAN- Erzincan’da bulunan aktarlarla konuşup önerdikleri bitkiler üzerinde durulabilir. Genel anlamda Türkiye’de en çok kullanılan tıbbi bitkiler belirlenip bunların arasından Erzincan’da yetişen bitkiler üzerinde durulmalı, Erzincan’da yetişip ihraç edilenlere ağırlık verilmelidir. Bunlar arasında endemik olan bitkiler belirlenerek varlıkları doğada çoğaltılmalıdır. Aksi takdirde bunların kökünü kuruturuz.

Yrd. Doç. Dr. Hatice TOHMA- Ben gül yetiştirilmesi taraftarıyım çünkü hangi bitkiyi pazarlayabilirsek onu yetiştirmeliyiz. Ayrıca Erzincan’da 20’ye yakın gül türü yetiştiriliyor ek olarak pazarın hali hazırda olması bizi bu pazara yönlendiriyor.

Tekin IŞIK: Tabi ki TAB’ların %75 i ormanlarda yetişiyor. Bizim envanterini yaptığımız türler alıç, ışgın, ardıç, ceviz, dut, kuşburnudur. Zetrin baharatı onlarca bitkinin çiçeği, yaprağı, dalı, meyvesi, kabuğu kurutularak elde ediliyor. Erzincan’ın doğal zenginliklerinden biri olan zetrin de unutulmamalıdır.

Prof. Dr. Ali KANDEMİR- Bir konuya açıklık getirmek istiyorum sadece tıbbi bitki yetiştiriciliği üzerine odaklanmamalıyız. Bir taraftan bu bilimsel çalışmaların sonucunda kültüre alınması gereken bitkiler olabilir, bir diğer taraftan da fitokimyasal analiz yapılabilir. Ayrıca yoğun olarak yetiştirilen ve pazar payı olan bitkilerin adaptasyon çalışması yapılabilir. Bu yüzden bu kapsamda tartışmalıyız. Hangi bitkiyi seçeceğimiz hususunda kapsamlı bir litaretür çalışması, pazar payının araştırılması ve bilimsel anlamda odaklanılması gereken bitkinin belirlenmesi gerekir. Buda endemik olanların soyunu tüketmemek için yakın akrabalarından iyi sonuç verenler belirlenerek karar verilmelidir. Aksi taktirde uzun soluklu çalışamayız o yüzden birden çok bitki ve alternatifimiz olursa boşa zaman kaybetmemiş oluruz. Bunun içinde ön çalışma yapmak gereklidir.

Prof. Dr. Vahdet GÜL- Bu iş en yaygın olarak Almanya’da yapılmaktadır. Bu sektörün Pazar payı yaklaşık olarak 5 milyon dolardır. İş bu yüzden Almanya özellikle organik yetiştirme alanında Mısır’da özel çiftlikler kurmuştur. Ayrıca Almanya’da tüketilen çayın %90’nı bitki çayı, %10’u kara çay olduğu için organik yetiştirilen ürünlere yönelim oldukça yüksektir. Katma değeri olan bitkiler yetiştirilmelidir. Erzincan iklimi düşünüldüğünde 300 günü güneşlidir ve bu avantajı kullanılarak hangi ürünler yetiştirilebileceği araştırılarak harekete geçilmelidir.

Zakine KADIOĞLU- TAB konusunda Erzincan’da birimimiz adına çalışmamız yok. Ancak kültüre alma işleminde destek olabiliriz. Seçim konusunda, herhangi bir bitkiyi tavsiye edecek kadar yeterli değilim.

Ertuğrul CEYLAN- Biz projemizde bitkilerin fenolik içeriklerini çıkarıyoruz. Bu çalışmalarda yurt dışından temin edilen çok pahalı standartlar kullanıyoruz (Rosmarinik asit gibi). Mali değeri olabilecek bitkilerden bu etken maddeler izole edilmeli, üretilmeli ve yerel halka kazandırılmalıdır.

Yrd. Doç. Dr. Hatice TOHMA- Tıbbi ve aromatik bitki seçimi yapılırken eğer para kazanmak isteniyorsa, ilaç yapılması isteniyorsa veya yok olma tehlikesi olan bir bitkiyse ona göre seçim yapılmalıdır.

Süleyman İLGİN- Bu seçim yapılırken bölgede insidansı yüksek olan hastalıklar göz önüne alınmalıdır. Sağlık yönünde bir araştırma yapılarak seçim yapılabilir. Yurt dışından talep edilen ürünler dikkate alınabilir. Mesela çuha çiçeğinin kökünü yurt dışı firmaları talep ediyor. Bu bitkiyi çoğaltmak için çalışmalar yapılabilir.

Prof. Dr. Zuhal GÜVENALP- Bende dikkatleri uçucu yağlar üzerine çekmek istiyorum. Erzincan ve Erzurum florası aromatik bitkiler bakımından oldukça zengin.  Özellikle uçucu yağ bakımından zengin olan lamiaceae, apiaceae, rosaceae familyalarına ait bitkiler kullanılabilir. Merkezi laboratuvarda bulunan GC-MS cihazı kullanılarak uçucu yağ içeriği tayin edilebilir. Teşhisleri yapıldıktan sonra bu uçucu yağlar gıda, parfümeri, veya tıbbi amaçlı olarak pazarlanabilir.

Prof. Dr. Bülent GÜMÜŞEL- Bu konuda Tarım Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü ve üniversitenin küçük bir konsorsiyum oluşturup, literatür tarayıp, sonuca götürecek ortak bir çalışma yapması uygun olacaktır.

SORU 2- Prof. Dr. Vahdet GÜL: Erzincan’ın TAB konusunda güçlü ve zayıf yanları nelerdir?

Prof. Dr. Yüksel KAN: Öncelikle Türkiye’de en hızlı tüketimi olan bir sektör var, buda bitkisel çaydır. Ancak bunu Türkiye’de yabancılar yönetiyor. Üzülerek söylemek istiyorum TAB denilince akla ilk olarak ilaç geliyor. İlaç ham maddesi olarak kullanılan tıbbi bitkilerin oranı oldukça düşüktür. Hem Türkiye’de hem de dünya da tıbbi bitkiler çay, baharat, içecek ve nutrasötik olarak kullanılmaktadır ve bence bu alana yönelmeliyiz. Geleneksel halk ilacı ve halk gıdası olarak kullanılan bitkilere de sahip çıkmalıyız. Özetleyecek olursak Erzincan’da ekonomik önemi olan bitkiler seçilmelidir. Tıp fakültesi, botanikçiler, orman müdürlüğü gibi kurumlar ortaklaşa çalışarak hızlıca bu bitkiler ekonomiye kazandırılmalıdır. İlaç hedefi kolayca ulaşılabilecek nokta değildir. Bu yüzden hayvancılıkta yem olarak, süs bitkisi olarak ve içecek olarak kullanılanlar vb. hızlıca ekonomiye kazandırılabilecek bitkilere yönelmeliyiz.

Prof. Dr. Bülent GÜMÜŞEL: Yani güçlü noktamız olarak bitki çeşitliliğinin fazlalığıdır.

Tunay Gıda Temsilcisi: Ben bir Swot analizi yaptım. Güçlü yön olarak bitki çeşitliliğimizin fazlalığını gösterdim. Zayıf yön olarak da litaretürde ki yapılan çalışmamaların araştırılmasını öneriyorum, bu çalışmaların somut bir çıktısının olmaması bana göre çalışmanın boşa gittiğini gösteriyor. Fırsat olarak, yetişen bitki türlerinin fonksiyonel özelliklerinin çok fazla olduğunu söyleyebiliriz. Ticari olarak da pazarda % kaçlık paya sahip olacağımız üzerinde durulmalıdır.

Yrd. Doç. Dr. Hatice TOHMA: Erzincan’da yetişen bitkilerin in vivo olarak çalışılmaması bu konudaki eksik yönümüzdür. Araştırma yapılarak tıbbi bitkilerin tıp alanına kazandırılması gerekmektedir.

Prof. Dr. Ali KANDEMİR: Bu konuda yapılan çalışmalarda ki başarısızlıklarda göz önüne alınmalı, aynı hatalar tekrarlanmamalıdır. Araştırmacılar zayıf yönlerinden de bahsederek bilimsel araştırmalarda yönlendirici olmalıdır. Eksiklerimizi tamamlamamıza yardımcı olmalıdırlar. Başka üniversitelerden farklı olarak neler yapabiliriz.  Bu konuda yapılan çalışmalar araştırılmalı, aynı hatalar yapılmamalı fazladan veya farklı olarak bu konuda neler yapabiliriz bunun üzerinde durulmalıdır.

SORU 3- Prof. Dr. Vahdet GÜL- Erzincan’ın tıbbi aromatik bitkiler açısından güçlü ve zayıf yönleri nelerdir?

Prof. Dr. Ali KANDEMİR- Bu çalıştay da hem akademik, hem sektörel, hem de bakanlık düzeyinde farklı alanlarda tecrübe sahibi kişiler bulunmaktadır. Ayrıca çalıştay konumuzda çok gündemde olan bir güncel bir konudur. Ancak sürekli olumlu yanlarından bahsedilmektedir. Hocalarımızın bize tecrübelerini aktarırken başarısızlık tecrübelerinden de bahsetmeliler. Bizde bu hataları ve eksikleri göz önünde bulundurarak, ona göre yol haritamızı belirleyip zaman kaybına uğramayız. Örneğin bilimsel araştırmalar Türkiye’de hangi aşamada ve neye ihtiyacımız var, hangi alanlarda sürekli hatalar yapıyoruz, bu araştırmalarda nasıl bir açılıma ihtiyacımız var, başka üniversitelerden farklı olarak neler yapabiliriz yani başkalarının hata yaptığı konularda aynı yolda giderek aynı hataları tekrarlamamamız gerekmektedir. Mesela bitkileri kültüre alma aşamalarında veya tıbbi bitkilerle ilgili pazarlama aşamalarında ne çeşit zorluklardan geçtiğini ve nerelerde başarılı başarısız olduklarını ve bunların sebeplerini tecrübeli hocalarımız açıklarsa bizde aynı hataları yapmadan daha sağlam yol alabileceğimizi düşünüyorum.

Prof. Dr. İbrahim DEMİRTAŞ- Dünyada kalp hastalıkları 1. sırada gelmektedir. Özellikle alıç bitkisinin kalp hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor. Eğer bu bölgeye ait alıç varsa, hiç ihmal etmeden alıçla ilgili gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Hiçbir şey yapılamıyorsa, sirkesi yapılabilir. Çünkü bir hekim arkadaşım kendisine gelen kalp hastalarına modern tıp tedavilerinin yanında sabahları belli dozlarda alıç sirkesini belli dozlarda içilmesini tavsiye ettiğini ve çok iyi sonuçlar elde ettiğini söyledi.

Prof. Dr. Neşet ARSLAN- Sağlıkla ilgili fakülteler, araştırma enstitüsü ve sanayinin bir araya gelmesiyle çok güzel işler yapılabilir. Sadece bitkisel ilaç olarak düşünülmemesi gerekir. Tüm kullanım alanları bir arada düşünülmelidir. Bugün bir bitkisel ürün için sağlık bakanlığından izin almak zor olduğu için, çoğunlukla izinler tarım bakanlığından alınıyor. Diğer taraftan alıçla ilgili bir noktayı özellikle belirtmek istiyorum. Alıcın faydalı olan asıl kısmı meyveleri değil, çiçek durumları ve çiçekli yapraklarıdır. Mesela bu konuyla ilgili çalışmalar yapılabilir. Çiçek yapraklarıyla meyve arasında yöreden ve tıbbi açıdan kaynaklanan farklar var mı. Bu farklar tıbbi açıdan çok önemli mi? Önemli değilse meyveye yönelmek daha iyi. Çünkü meyvenin farklı değerlendirilme şekilleri de var. Hiçbir zaman bir konuda çalışılmalı veya çalışılmamalı diye bir sınır koyulmaması gerekir. Çünkü bizim bilmediğimiz faydalı bir yönü olabilir. Özellikle faydalanılan bitki endemik bir tür ise, kesinlikle bunun üzerine yoğunlaşıp çalışmalar yapılmalıdır. Çünkü bu bitkiler yöreden başka hiçbir yerde bulunmaz bu açıdan çok kıymetli olurlar.

Prof. Dr. Yücel KADIOĞLU- Hem Erzincan yöresinin hem de Erzincan Üniversitesi’nin çok güçlü yönleri var. Ancak tek zayıf yönü bilim insanlarının bir araya gelip multidisipliner olarak çalışmalar yapmamasıdır. İnşallah bu çalıştay sonrasında bilim insanları bir araya gelerek ortak ve daha güzel çalışmalar çıkacaklarına inanıyorum.

Prof. Dr. Ekrem KADIOĞLU-  Erzincan marka değeri olan bir üzüme sahiptir. Bu üzüm sadece Erzincan’ın Üzümlü yöresinde yetişmektedir. Eğer bu üzüm incelenir ve olumlu sonuçlar alınırsa Erzincan için çok ciddi bir katkı olur. Diğer bir güçlü yönü ise, endemik açıdan çok fazla bitkiye sahiptir. Zayıf yönü ise, girişimcilik ruhunun olmamasıdır. Bu zayıf yönü bertaraf etmek için ise, çalışmalar sadece üniversiteyle sınırlı kalmayıp sanayicilerin de bu çalışmalara bir yönden dahil olması gerekmektedir. Yoksa bütün yapılan bu çalışmalar makalelerde kalacaktır. Ben 5 yıl Tübitak Liselerarası Proje yarışmasında bölge koordinatörü olarak görev yaptım. Bu yarışma sonucu ortaya çıkan projeler bir veritabanında toplandı. Amatörce de olsa deneyden geçmiş olan bazı veriler bulunmaktadır. Bu verilerden de faydalanılmasını tavsiye ederim.

Prof. Dr. Vahdet GÜL- Bir tek alıçtan bahsedildi ancak Erzincan’daki köylere gidilip halka sorulduğunda alıçtan farklı olarak şu bitkileri de sizlere söyleyeceklerdir. Karambuk, kuşburnu, mayasırotu, ebegümeci, madımak, dağ kekiği, alabent, ışkınotu, kuzukulağı, sorgun, ısırgan otu, kenger sakızı (özellikle yara iyileştirici olarak), zetrin (anuk-baharat olarak) bitkileri bulunmaktadır.

SORU 4- Prof. Dr. Bülent GÜMÜŞEL- Bu çalışmalarda yararlanabileceğimiz finans kaynakları neler olabilir?

Prof. Dr. Yüksel KADIOĞLU- Şu anda devletimiz 50’den fazla alana destek veriyor. Ancak bu desteklerden en çok payı Tıbbi aromatik bitkilerin işlenmesi, değerlendirilmesi, paketlenmesi gibi katma değeri yüksek olan projelere veriyor. Bu projelere ayrıca Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, TAGEV (3 trilyona kadar), Tarım Bakanlığı ve Orman Bakanlığı destek veren kurumlarımızdır. Finans kaynağı bulmak zor değildir, yeter ki proje üretilsin.

SORU 5- Prof. Dr. Bülent GÜMÜŞEL- Yol haritamız için madde madde önerileriniz nelerdir?

  1. Tüm kurumlarla birlikte bir literatür taraması yapılmalıdır.
  2. Başlanan ve devam ettirilemeyen projeler var. Bu projelerin devam ettirilmesi yönünde çalışmalar olabilir.
  3. İlgili kişilerin oluşturduğu rektörlüğün himayesinde olan bir komisyon kurulmalıdır. Ayrıca komisyonun sürekli halde çalışabilmesi için ciddi bir sekreteryası olmalıdır.
  4. Erzincan Tıbbi ve Aromatik Bitkileri ile ilgili çalışma merkezi kurulabilir. Afyon’da böyle bir merkez kuruldu. Bu merkez üzerinden ilgili projeler alınabilir ve çalışmalar koordine edilebilir. Doğu’da Erzincan adına kurulması orta vadede bir proje olabilir.
  5. Bir üretime başlamadan önce sektör analizini çok iyi yapmakta fayda vardır. Bunun için ihracatçılarla, ihracatçılar birlikleriyle, Tunay Gıda, Bilgin Ticaret gibi firmalarla görüşmeler yapılırsa iyi sonuçlar alınabilir. Örneğin çörek otu Türkiye’de ithal ediliyor. İthal edilen bir ürünün üretiminin başlanılması için hızlı bir şekilde çalışmalar yapılmalıdır. Ancak diğer yandan ticareti riske giren ürünlerde mevcuttur. Lavanta buna bir örnektir. Çünkü lavantanın birçok ilde üretimi yapılmaktadır. Bu da ürünün fiyatının düşmesine sebep olmaktadır. Burada yetiştirilebilecek ürünler için, sektörle bire bir görüşerek en doğru planlama ve iş paketleri oluşturulmalıdır.
  6. Tıbbi bitkilerden en verimli şekilde faydalanabilmek için sağlık alanı ve sanayi alanı bir araya getirilmelidir. Ayrıca üretilecek bitkiler piyasa fiyatlarının altında üretilmesi gerekir. Bunun için de piyasa analizi iyi yapılmalıdır.
  7. Erzincan’daki tıbbi aromatik bitkiler çoğunlukla halk tarafından ham ürün olarak toplanıyor. Bu toplanan ürünleri hocalarımız sayesinde yarı mamül, mamül haline getirebilirsek Erzincan için ciddi bir katkı olur. Orman işletme olarak %100 hibeli ceviz ağaçlandırma destekleri veriliyor. Cevizde bu alanda çalışılabilecek bir ürün olabilir.

Prof. Dr. İbrahim DEMİRTAŞ- Altın otunun Erzincan’a özgü bir türü varmış. Altın otunun çok ciddi bir pazarı olduğu bilinmektedir. Bu bitkiyle ilgili nasıl kültür alınır, nasıl işletilir gibi süreçler tecrübeli hocaların yol göstermesiyle Erzincan’da yetiştirilip ihracatı yapılırsa, Türkiye’de Altın otu denildiğinde Erzincan bir marka haline gelir. Bitkilerden bazı kimyasalların elde edilmesiyle farklı çalışmalarda yapılabilir.

Öğrenci Merve BABA- İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencisiyim. İstanbul’da Bezmialem’de bir fitoterapi merkezi kuruldu. Oraya bir bitki götürüldüğünde o bitki içerisinde doğru etkin madde var mı gerçekten tıbbi bitki mi diye baktırılabiliyor. Erzincan’da sizin söylediğiniz gibi TAB üzerine bir merkez kurulsun. Oraya gerekli donanımlar sağlansın. Zaten akademik düzeyde de yeteri hocalarımız var. Fakat bunun devamının gelmesi için öğrencilerin de teşvik edilmesi gerekiyor. Öğrenci sıralarındayken öğrencinin de bunu merak etmesi gerekiyor, eline bir bitki geçtiğinde aktardan veya başka bir yerden alabilir, kendi bahçesinden getirebilir, bu bir tıbbı bitki mi diye merak içerisine girmediği sürece bunu gelecek nesillere aktarmak zor görünüyor. O yüzden öğrencileri de buna teşvik edecek bir kurul oluşturulabilir. Tabi ki öğrenciler o cihazları kullanmayı bilmeyebilir ama hocalarıyla birlikte çalışmalar yaparlarsa, projeler yaparlarsa güzel olur diye düşünüyorum ve Erzincan’a da değer katmış olur.

Yrd. Doç. Dr. Hatice TOHMA- Önce ilaç potansiyeli açısından konuşmak istiyorum. Yol haritasında yapılması gereken şeylerden bir tanesi de bitkisel kaynaklı farmasötiklerin diğer kaynaklı olanlara üstünlüklerin kanıtlanması.

Prof. Dr. Vahdet GÜL- Her tıbbi bitkide yeterince biyoaktivite alınamayabilir veya az miktarda olabilir. Bunlardan ilaç üretimi tabiki mümkün olmaz. Burada baktığımız nokta şu. Hangi bitkilerde tıbbi aktivite var, farmakolojik aktivite var, o bitkilerin önce bir analizinin yapımı yani kimyasal olarak incelenmesi, izolasyonu, o kimyasal yapının aydınlatılması. Bunlar bir çekirdek yapı oluşturuyor. Daha sonra laboratuvarda isterseniz o yapıyı yeniden yapın veya o yapıyı değiştirerek kullanın. Ama sonuçta sondan geriye doğru bir gidiş var. Etkili bir madde etkisi belli, Yıllardır kullanılıyor. Öyleyse buradan hareketle nasıl bir gelişim yapabiliriz, buradaki sentez dediğimiz olayda o maddenin aydınlatılması lazım. Bunun için bu şifalı bitkiler veya aromatik bitkilerde bunları bir noktada kanıtlanmış gibi düşünecekseniz. Ana amaç, bir ilişkiyi kurmak, yapıyı aydınlatmak, onun aktivitesini tespit etmek, ölçmek ve buradan başlayarak ilaç olması için bir yol haritası çizmektir.

Prof. Dr. Zuhal GÜVENALP- Bitkilerden izole edilen etkin maddeler sadece tek bir şekilde ilaç olarak kullanılmazlar. Başka amaçları da vardır. Bitkiden çalışmaya başladınız, etkili maddeyi izole ettiniz, etkisini tayin ettiniz, ondan sonra artık o yapı modern yapı olarak kullanılarak sentetik maddeler geliştirilebilir. Bir başka tarafı bazen bitkilerin tıbbı etkisini gösteren madddeler izole edildiği zaman aynı etkiyi göstermezler. Bitkinin gösterdiği tıbbı etkiyi izole edilen madde göstermez. Peki bitki neden etkili, bitki ekstresi neden etkili? Sinerjik etki diye bir şey var. Bazen birçok bileşen bitkide yan yana geldiği zaman birbirlerine yaptığı sinerjik etki ile o etkiyi sağlıyorlar. Bundan dolayı zaten bitkisel ilaçlar var. İzole edilen tek bir maddeye bitkisel ilaç diyemeyiz. O artık konvansiyonel ilaçtır. Bitkisel ilaç olabilmesi için bitkiden çıkarılan bir ekstre, birkaç maddenin bir arada olduğu sinerjik etkiyle aktivitesini gösteren maddeler grubu olması lazım. Bu konuya dikkat çekmek istedim.

Yrd. Doç. Dr. M. Fatih POLAT- TAB çalıştayını önce genel anlamda değerlendireceğim, zayıf olduğumuz güçlü olduğumuz yanlar. Bir de en son konuştuğumuz iki konuyla ilgili değerlendirme yapıp bitireceğim. Ben çalıştaydan şu sonucu çıkardım. 3 saç ayağından oluştuğunu düşünüyorum. Birinci saç ayağı TAB toplanması, türlerinin belirlenmesi. Yüksel Hocam’ın da söylediği gibi daha sonra ekonomiye kazandırılması vs. İkinci kısımda bu aromatik bitkilerin az önce Vahdet Hocam’ın söylediği gibi izolasyonlarının yapılması ve daha sonrasında da bunların yapı analizlerinin belirlenmesi. Üçüncüsü de daha sonra bu izole edilen maddelerin tıbbi olarak biyolojik aktivitelerinin değerlendirilmesi. Ben Erzincan Üniversitesi’nin 1. ve 3. Saç ayağında güçlü olduğunu düşünüyorum. Gerek Ali Hocamların araştırmaları, bahsettiler, gerekse tıp fakültesinde yapılan çalışmalar. Az önce Zuhal Hocam’ın söylediği gibi etkin maddeyi izole edip yapısının aydınlatılması yani bitkisel ilaç anlamında bir sonuç vermeyebilir. Yani sinerji etkisinin de değerlendirilmesi gerekebilir ama sinerji etkisinin de belirlenebilmesi için orada bir mekanizmanın da aydınlatılması lazım. O mekanizmanın aydınlatılması içinde orada etkin madde/maddelerin yine izolasyonunun ve mekanizmalarının aydınlatılması yani yapı analizlerinin yapılması gerekiyor. Dolayısıyla sonuç olarak burada bu saç ayaklarından en çok problem teşkil eden kısım 2. Saç ayağı. Ben sentetik organik kimyacıyım ve öğrencilerime derslerde hep şunu anlatırım. Aslında ürünümüz var bu manada 1. Saç ayağını düşünürsek, ürünü mutfağa götürüp koyabileceğimiz kaliteli ürünümüz var. Ama mutfakta işleyecek buna lezzet katacak bir aşçı lazım. Bu aşçımız gerekirse bıçakla uğraşacak, kesecek, gerekirse soğandan gözü yanacak. Tabi bu tabirleri basit manada söylüyorum ama meşakkatli. İbrahim Hocam belirtti. Sabah 8’de laboratuvara girip gece yarılarına kadar çalışılacak bir efor lazım, insan gücü lazım. Yapı analizleri ve izolasyonların yapılması için gerekli cihazlar lazım. Bunun için ben Erzincan Üniversitesi’nin bu 1. ve 3. Saç ayaklarında güçlü olduğunu 2. Saç ayağında eksikliklerinin olduğunu, bunların tamamlanması için gerek üniversitemiz, gerekse sizler kurulacak bu tür merkezlerde bunlara yönelik nitelikli insanların kazandırılması, altyapının oluşturulması, cihaz anlamında vs. Bu manada bunu önemli görüyorum. Teşekkür ediyorum.

Prof. Dr. Belma GÜMÜŞEL- Sadece bir cümle katkıda bulunmak istedim. Bu saç ayakları konuşulurken sabah aslında toksikolojik kısmı konuşuldu. Etkili olmak çok önemli ama unutulmaması gerekir ki güvenli olmak da çok önemli. Bu yüzden bu saç ayaklarından bir tanesi mutlaka toksikolojik analizlerin yapılması olmalıdır.

Tekin IŞIK- Biz Orman İşletme olarak bitkiyi doğada ham ürün olarak tanıyoruz. Dolayısıyla mamül ve yarı mamül olarak tam bilgiye sahip değiliz. Biz de kurum olarak çalışma gruplarına elimizden gelen desteği verebiliriz.

Prof. Dr. Bülent GÜMÜŞEL-  Önce şunu sormamız gerekiyor. Üniversite neden var sadece eğitim için mi? Hayalini kurduğumuz üniversite eğitimin yanı sıra araştırma geliştirme yapan bir kurum olmalıdır. Yurt dışına bakıldığı zaman üniversitelerin kurulma gayesi; sanayi ve özel sektördeki yapılarla birlikte çalışmaktır. Umarım ve dilerim ki Erzincan Üniversitesi’de bu bölgede bu amaca öncülük edecektir. 2. Olarak size hayatımdan bir örnek vermek istiyorum ve konuyu kapatmak istiyorum. Sağlık Bakanımız bizleri davet etti ve dedi ki; Afyon’da Bolvadin alkaloit fabrikası var, orada ki çiftçinin temel geçim kaynağı Bolvadin’deki alkaloit fabrikasından elde ettikleri kazançtır. Burada haşhaş üretiliyor,  morfin ilaç etkin maddesi olarak değil ham maddesi olarak elde edilip İsviçre’ye gidiyor, İsviçre’de işlenip etkin madde haline getiriliyor ve sonrasında ABD veya İsrail’e gönderilerek tablet haline getiriliyor ve Türkiye Cumhuriyeti bu tabletleri satın alıyor. Sağlık Bakanımız bize morfini kendi ülkemizde tablet haline getirmemiz için talimat verdi. Bizde bunun sonucunda İLKO ilaç sanayi ile iş birliği yaptık. Öncelikle morfin hammaddesini ilaç etkin maddesi haline getirdik. Sonrasında morfin tabletlerini Türkiye Cumhuriyeti’nde ürettik, bu tabletlerin biyoeşdeğerlik çalışmalarını yaptık ve Sağlık Bakanlığı bu tabletlere 5 ay içinde ruhsat verdi. İşte saygı değer katılımcılar bir üniversite bu şekilde olmalıdır. Umarım Erzincan Üniversitesi de kamu ve sanayisiyle birlikte bu işi yapar ve gerçekten katma değeri olan ürünleri Türkiye Cumhuriyeti’ne kazandırır.

Erzincan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlyas ÇAPOĞLU- Bu çalıştay üniversitemiz için çok önemli çünkü biz Erzincan Üniversitesi olarak bir alan belirledik ve üniversitemiz bundan sonra bu alanla anılacak. Biz uzun bir paylaşım ve görüşmelerden sonra bu yola çıkmaya karar verdik ve TAB bu iş için ilk somut adımdı. Eğer bu çalıştay bir heves olarak kalırsa bugünün tarihi önemli olmayacaktır fakat çalışmalar kararlı ve istikrarlı bir şekilde devam ettirilirse üniversitemiz için bugün bir milat olacaktır. Aslında bugün yapılan sunumlar yeni şeyler değil, ancak biz bugün tabiatta bulunan şifreleri çözerek yaşantımızı kolaylaştıracak çalışmalar ve ürünleri üretmek için burada toplanmış bulunuyoruz. Endemik bitkileri olan bir bölgedeyiz, bunlar içerisinde tıbbi ve aromatik özellikteki bitkileri seçip bunların üzerinde çalışmalıyız. Yoğun olarak gıda sektöründe kullanılan bu bitkiler, kozmetikte de kullanılmaktadır. Bu sektörlerde iş yapmak çok karlıdır. Diğer yandan bu bitkiler tıbbi ilaç ve kimyasal olarak da kullanılabilir. Ne olursa olsun biz bu 3 alanda da var olmalıyız. Bu işi her 3 alanda da yürütmeliyiz fakat hangi alana ağırlık vereceğimiz ilerleyen zamanlarda belli olacaktır. Bütün bu çalışmaları yaparken de yenilikçi bir yaklaşım sergilemeliyiz. Bu tür çalışmalar için alt yapı ve insan kaynağı gibi eksikliklerimizi belirlememiz gerekir ve şimdiden tedarikleri için çalışmalar yapmamız gerekiyor. Ayrıca bu çalıştayda bu bölgede tek olan bahçe kültürlerinin desteğine çok güveniyorum. Çünkü kültür aşaması TAB’ın çok önemli bir ayağıdır. Bugün bu çalıştayı düzenleyen ekip sağlam adımlar atmalıdır, bu adımları atarken hayallerimiz olmalı ancak hayalperest olunmamalıdır. Yolumuza bu şekilde devam etmeliyiz. Katılımcılara buraya kadar gelip bizlere fikirlerini beyan ettikleri ve katkıda bulundukları için teşekkür ederim.